{"id":1053,"date":"2021-10-21T16:31:09","date_gmt":"2021-10-21T14:31:09","guid":{"rendered":"http:\/\/dr-cinar.com\/oelue-kardesinizin-etini-yemekten-hoslanir-misiniz-giybet-ve-afetleri"},"modified":"2021-10-21T16:31:09","modified_gmt":"2021-10-21T14:31:09","slug":"oelue-kardesinizin-etini-yemekten-hoslanir-misiniz-giybet-ve-afetleri","status":"publish","type":"post","link":"https:\/\/www.dr-cinar.com\/tr\/tuerkce-makaleler\/oelue-kardesinizin-etini-yemekten-hoslanir-misiniz-giybet-ve-afetleri\/","title":{"rendered":"\u00d6l\u00fc karde\u015finizin etini yemekten ho\u015flan\u0131r m\u0131s\u0131n\u0131z? G\u0131ybet ve Afetleri"},"content":{"rendered":"<div align=\"justify\">Herhangi bir kimse hakk\u0131nda huzurunda s\u00f6ylendi\u011finde ki\u015finin ho\u015f g\u00f6rmeyece\u011fi veya rahats\u0131z olaca\u011f\u0131 \u015feyi onun g\u0131yab\u0131nda zikretmek olarak tarif edilen g\u0131ybet, ahsen-i takvim \u00fczere yarat\u0131lan insan\u0131n&nbsp;1&nbsp;, \u00f6z\u00fcn\u00fc zedeleyen mezmum h\u00e2llerden birisidir. Kendisini savunmas\u0131 m\u00fcmk\u00fcn olmayan bir kimsenin g\u0131yab\u0131nda, \u015feri bir maksada veya kamu menfatine uygun olmaks\u0131z\u0131n \u00e7e\u015fitli nedenlerle yap\u0131lan tenkit edici, a\u015fa\u011f\u0131lay\u0131c\u0131 ve k\u00fc\u00e7\u00fck d\u00fc\u015f\u00fcr\u00fcc\u00fc a\u00e7\u0131klamalar, asl\u0131nda bu beyan\u0131 yapan insanlar\u0131n zavall\u0131l\u0131klar\u0131n\u0131n bir ni\u015fanesidir.<\/div>\n<div align=\"justify\"><\/div>\n<div align=\"justify\">Asl\u0131nda bu durum, bu aleme g\u00fczel ahl\u00e2k\u0131 tamamlamak \u00fczere g\u00f6nderilen&nbsp;2&nbsp;ve mizanda g\u00fczel ahl\u00e2ktan daha a\u011f\u0131r bir \u015fey yoktur&nbsp;3&nbsp;diye buyuran g\u00fcl Nebi\u2019den (s.a.v.) ve onun ahl\u00e2k\u0131ndan ne derece yoksun olundu\u011funun h\u00e2l diliyle ilan\u0131ndan ba\u015fka bir \u015fey de\u011fildir. Kalbin manevi hastal\u0131klar\u0131ndan birisi olarak da zikredilen bu h\u00e2l, ancak insanl\u0131\u011fa \u015fifa ve rahmet olarak g\u00f6nderilen Kur\u2019\u00e2n\u2019a&nbsp;4&nbsp;, onun ete ve kemi\u011fe b\u00fcr\u00fcnm\u00fc\u015f h\u00e2li olarak tasvir edilen Hz. Peygamber\u2019e (s.a.v.) ve onun buyruklar\u0131na g\u00f6n\u00fcl verilerek giderilebilir. \u0130nsanlar\u0131n ki\u015filik haklar\u0131n\u0131 hi\u00e7e sayan, onlar\u0131n manevi \u015fahsiyetlerini tahkir ve tezyif ederek bir yerlere varmak isteyen, g\u00fczel ahl\u00e2k dendi\u011finde y\u00fcz\u00fcnde alayc\u0131 bir g\u00fcl\u00fcmseme ile dudak b\u00fcken, ak\u0131l ile vahiy aras\u0131ndaki dengeyi hi\u00e7 bir zaman kavrayamam\u0131\u015f bu bi\u00e7areler, \u00fczerinde bulunduklar\u0131 zeminin pek sa\u011flam olmad\u0131\u011f\u0131n\u0131 ve olam\u0131yaca\u011f\u0131n\u0131 bilmelidirler. Her biri adeta nefis akrebinin \u00f6zde ayn\u0131 ama g\u00f6r\u00fcn\u00fc\u015fte farkl\u0131 zehirleri olan, insan\u0131 insandan, ba\u015fka bir ifadeyle insan\u0131 insanl\u0131\u011f\u0131ndan soyarak alan kibir, riya, ucub, hased, g\u0131ybet, dedikodu gibi mezmum s\u0131fatlar vahyin \u0131\u015f\u0131\u011f\u0131nda tan\u0131narak, isl\u00e2h edilmeli, bunlar\u0131n yerlerini tevazu, g\u0131pta, ihlas, ihsan, s\u0131dk, marifet ve yak\u00een gibi, onu \u00f6z\u00fcne do\u011fru \u00e7eken, ona her dem O\u2019nu hat\u0131rlatacak olan h\u00e2ller almal\u0131d\u0131r.<br \/>\nG\u00f6n\u00fcllerine vurulan a\u015fk ate\u015fiyle kalb-i selime ula\u015fan ay y\u00fczl\u00fc g\u00fczeller, g\u00f6n\u00fcllerinde yanan bu ate\u015fin \u015fuleleriyle Sevgili\u2019nin mezmum ve \u00e7irkin olarak kabul etti\u011fi b\u00fct\u00fcn bu s\u0131fatlar\u0131 yakarak, onlar\u0131 O\u2019ndan al\u0131koyacak bu s\u0131fatlar\u0131n g\u00f6n\u00fcl beldelerine yerle\u015fmesine imkan tanimam\u0131\u015flard\u0131r. Onlar alemin yarat\u0131lmas\u0131na neden olan bu ate\u015f-i a\u015fk ile sadece b\u00fcnyelerinde bulunan bu mezmum s\u0131fatlar\u0131 de\u011fil, varl\u0131k ad\u0131na ne varsa, ama ne varsa her\u015feyi yakarak, yoklu\u011fa, yoklukta yoklu\u011fu yakarak da mutlak varl\u0131\u011fa ula\u015fm\u0131\u015flard\u0131r\u2026Kovanlar\u0131n\u0131n ya\u011fma edilmesine tepki g\u00f6stermemeleri, Yunus\u2019un deyimiyle ballar\u0131n bal\u0131n\u0131, yani Sevgililer Sevgilisini bulmalar\u0131ndan, g\u00f6n\u00fcl okyanusunda nice f\u0131rt\u0131nalar a\u015fan a\u015fk gemilerinin, emin ve durgun sulara, yani hedefe ula\u015fmas\u0131ndand\u0131r. Mevla\u2019y\u0131 maksud, O\u2019nun r\u0131zas\u0131n\u0131 da matlub olarak tarif eden ve bunu kendilerine vird edinen sevdal\u0131 y\u00fcrekler, g\u00f6n\u00fcllerinde yanan bu \u0131\u015f\u0131\u011f\u0131n s\u00f6nmesi ve Sevgili\u2019den uzakla\u015fmak manas\u0131na gelecek her t\u00fcrl\u00fc dedikodudan, g\u0131ybetten, fuh\u015fiyyattan ve menhiyyattan uzak durarak, \u00fczerlerine d\u00fc\u015fen haklar ve sorumluluklar hususunda g\u00f6sterdikleri rabbani titizlikle, herkese \u00f6rnek te\u015fkil edeceklerdir. Zira onlar g\u0131ybet esnas\u0131nda, ayette ifade edilen \u00f6l\u00fc karde\u015fin etinin yenmesi meselesini&nbsp;5&nbsp;sadece y\u00fcz\u00fcnden okuyarak ge\u00e7meyecek, bilakis bu kerih h\u00e2li bizzat hissedeceklerdir. Kimse hakk\u0131nda asla me\u015fru \u00f6l\u00e7\u00fcler d\u0131\u015f\u0131nda g\u0131yab\u0131nda konu\u015fmayacak, huzurunda konu\u015falanlara m\u00fcsade etmeyecek, buna muvaf\u0131k olmad\u0131\u011f\u0131 takdirde o meclisi terkederek bu husustaki tav\u0131rlar\u0131n\u0131 net ortaya koyacaklard\u0131r.Tefsirler \u0131\u015f\u0131\u011f\u0131nda Kur\u00e2n\u2019da g\u0131ybet kavram\u0131<br \/>\n\u0130nsanl\u0131\u011fa \u015fifa ve rahmet kayna\u011f\u0131 olarak g\u00f6nderilen Kur\u2019\u00e2n, b\u00fcnyesinde bulunan ilgili ayette m\u00fcminlerden asla g\u0131ybet etmemelerini emrederek, bu eylemin \u00e7irkinli\u011fini, ki\u015finin \u00f6l\u00fc karde\u015finin etini yemesini sevip, sevmeyece\u011fini sorarak ve bu soruya bundan nas\u0131l da tiksindiniz cevab\u0131n\u0131 vererek ifade etmektedir. G\u0131ybetle alakal\u0131 olan bu ayetten \u00f6nceki ayetlerde de m\u00fcminlere oldukca \u00f6nemli ahl\u00e2ki kanunlar\u0131 vaz eden Kur\u2019\u00e2n, m\u00fcminlerin karde\u015f olduklar\u0131n\u0131, \u00f6yleyse aralar\u0131n\u0131n d\u00fczeltilmesi gerekti\u011fini, hi\u00e7 bir toplulu\u011fun di\u011fer toplulu\u011fu ve hi\u00e7 bir kad\u0131n\u0131n di\u011fer kad\u0131nlar\u0131 alaya almamas\u0131n\u0131, ki\u015filerin birbirlerini k\u00f6t\u00fc lakaplarla \u00e7a\u011f\u0131rmamas\u0131n\u0131, zann\u0131n \u00e7o\u011fundan ka\u00e7\u0131n\u0131lmas\u0131n\u0131 ve ki\u015filerin birbirlerinin kusurlar\u0131n\u0131 ara\u015ft\u0131rmamas\u0131n\u0131 s\u00f6z konusu olan ayetlerde bak\u0131n\u0131z nas\u0131l zikretmektedir:<br \/>\n\u201eM\u00fc\u2019minler ancak karde\u015ftirler. \u00d6yleyse karde\u015flerinizin aras\u0131n\u0131 d\u00fczeltin ve Allah\u2019tan korkun ki esirgenesiniz. Ey m\u00fc\u2019minler! Bir topluluk bir toplulu\u011fu alaya almas\u0131n. Belki de onlar, kendilerinden daha iyidirler. Kad\u0131nlar da kad\u0131nlar\u0131 alaya almas\u0131nlar. Belki onlar kendilerinden daha iyidirler. Kendi kendinizi ay\u0131plamay\u0131n, birbirinizi k\u00f6t\u00fc lakaplarla \u00e7a\u011f\u0131rmay\u0131n. \u0130mandan sonra fas\u0131kl\u0131k ne k\u00f6t\u00fc bir isimdir! Kim de t\u00f6vbe etmezse i\u015fte onlar zalimlerdir. Ey iman edenler! Zann\u0131n \u00e7o\u011fundan ka\u00e7\u0131n\u0131n. \u00c7\u00fcnk\u00fc zann\u0131n bir k\u0131sm\u0131 g\u00fcnaht\u0131r. Birbirinizin kusurunu ara\u015ft\u0131rmay\u0131n. Biriniz di\u011ferini arkas\u0131ndan \u00e7eki\u015ftirip, g\u0131ybet etmesin. Biriniz, \u00f6lm\u00fc\u015f karde\u015finin etini yemekten ho\u015flan\u0131r m\u0131? \u0130\u015fte bundan tiksindiniz. O H\u00e2lde Allah\u2019dan korkun. \u015e\u00fcphesiz Allah, tevbeyi \u00e7ok kabul edendir, \u00e7ok esirgeyicidir.\u201c&nbsp;(Hucur\u00e2t, 48\/10-12)<br \/>\nG\u0131ybetle alakal\u0131 ayetin tefsiri husunda eserlere bakt\u0131\u011f\u0131m\u0131zda, m\u00fcfessirlerin genelde g\u0131ybeti tan\u0131mlayarak i\u015fe ba\u015flad\u0131klar\u0131n\u0131 g\u00f6rmekteyiz.&nbsp;6&nbsp;Et-Taber\u00ee (\u00f6. 310 H.\/922) \u201eSizden baz\u0131n\u0131z baz\u0131s\u0131n\u0131 g\u0131ybet etmesin\u201c ifadesini \u201eSizden baz\u0131n\u0131z baz\u0131n\u0131z\u0131n arkas\u0131ndan, y\u00fcz\u00fcne s\u00f6ylendi\u011findeho\u015flanmayaca\u011f\u0131 \u015feyleri g\u0131yab\u0131nda s\u00f6ylemesin\u201c \u015feklinde a\u00e7\u0131klayarak, g\u0131ybete yap\u0131lan bu tarifin Hz. Peygamber\u2019in (s.a.v.) ilgili hadiste g\u0131ybete yapt\u0131g\u0131 tarifle ve ehl-i tevilin bu husustaki g\u00f6r\u00fc\u015fleriyle ayn\u0131 oldu\u011funu ifade etmektedir. Et-Taberi ilgili ayetin tefsiri hususunda hadislere geni\u015f yer vermekle beraber, bu hususta s\u00f6z serdeden ehl-i ilim ve arifin g\u00f6r\u00fc\u015flerini de nakleder. Ayetin tefsirine y\u00f6nelik et-Taber\u00ee\u2019nin naklettigi hadislerde, genelde ki\u015filerin fiziki \u00f6zelliklerinin yerilmesi, \u00f6rne\u011fin boyunun k\u0131sal\u0131\u011f\u0131, uzunlu\u011fu, herhangi bir uzvunda bulunan kusuru, yemesi, i\u00e7mesi veya ki\u015finin alaya al\u0131nmas\u0131na y\u00f6nelik s\u00f6z ve tav\u0131rlar konu edinilmi\u015ftir. B\u00fct\u00fcn bunlar\u0131n yan\u0131 s\u0131ra et-Taber\u00ee, \u0130bn \u00dcmm Abd\u2019in hi\u00e7 bir kimsenin m\u00fcmini giybetten daha \u015ferli bir lokma tatmad\u0131\u011f\u0131na ili\u015fkin g\u00f6r\u00fc\u015f\u00fcne de eserinde yer vermektedir. Et-Taber\u00ee \u201eSizden biriniz \u00f6lm\u00fcs karde\u015finin etini yemekten ho\u015flan\u0131r m\u0131? \u0130\u015fte bundan tiksindiniz\u201c ifadelerinin tefsirini, \u201eSiz nasil \u00f6l\u00fc karde\u015finizin etini yemekten ho\u015flanmay\u0131p, tiksindiniz ise yine \u00f6ylece hayatta iken onu g\u0131ybet etmekten de \u00f6ylece ho\u015flanmay\u0131p, tiksinin! Zira Cenab-\u0131 Hak nas\u0131l \u00f6l\u00fcn\u00fcn etini yemeyi insanlara haram k\u0131ld\u0131ysa, yine \u00f6ylece hayatta olan insanlar\u0131n g\u0131ybetini de insanlara haram k\u0131ld\u0131\u201c \u015feklinde yapm\u0131\u015ft\u0131r.&nbsp;7<br \/>\nEz-Zemah\u015feri (\u00f6. 538 H.\/1143) ayetle ilgili tefsirinde \u0130bn Abbas\u2019\u0131n g\u0131ybeti, insan k\u00f6peklerinin bir yeme\u011fi \u015feklinde tasvir etti\u011fini zikreder. M\u00fcfessirimiz ilgili ayette m\u00fcbala\u011fa sanat\u0131n\u0131n \u00e7e\u015fitli ve\u00e7helerinin bulundu\u011funa i\u015faret ederek, bunlar\u0131 \u015fu be\u015f noktada \u00f6zetlemi\u015ftir; ayetin soru ile ba\u015flamas\u0131 takrir manas\u0131nad\u0131r. Ayette kerahet kavram\u0131 ile ifade edilmek istenilen \u015fey, muhabbet kavram\u0131 ile ba\u011flant\u0131 kurularak dillendirilmi\u015ftir. Ayetteki y\u00fcklemin sizden birisine isnad edilmesi ve birlerden birinin bunu sevmedi\u011finin ifade edilmesi. Ayette ki\u015filere g\u0131ybet edilmesinin insan eti yemekle zikredilmesi yeterli g\u00f6r\u00fclmeyip, yan\u0131na karde\u015f kavram\u0131n\u0131n ilave edilmesi. Karde\u015f kavram\u0131n\u0131n da ilave edilmesiyle yetinilmeyip, \u00f6l\u00fc kavram\u0131n\u0131n karde\u015f kavram\u0131n\u0131n yan\u0131na ilave edilmesi.&nbsp;8&nbsp;B\u00fct\u00fcn bu ifadelerinin yan\u0131 s\u0131ra ez-Zemah\u015feri \u0130bn Abbas\u2019dan bu ayetin sebeb-i n\u00fczuluna ili\u015fkin olarak \u015fu olay\u0131 nakletmektedir: Selman (r.a.) sahabeden iki ki\u015fiye hizmet ederek, onlar\u0131n yemeklerini haz\u0131rl\u0131yordu. Bir g\u00fcn uyuya kalmas\u0131 nedeniyle bu g\u00f6revi yapamad\u0131. Bunun \u00fczerine onu Hz. Peygamber\u2019e (s.a.v.) kendilerine yemek i\u00e7in bir \u015feyler getirmesi nedeniyle g\u00f6nderdiler. Selman (r.a.) Hz. Peygamber\u2019e (s.a.v.) gelip durumu arzetti. Hz. Peygamber (s.a.v.) kendisinde kendilerine verecek yiyecek bir \u015fey bulunmad\u0131\u011f\u0131n\u0131 Selman\u2019a s\u00f6yledi. Selman bu durumu onlara aktar\u0131nca, onlar Selman hakk\u0131nda: \u201eE\u011fer biz onu Sumeyhe kuyusuna&nbsp;9&nbsp;su almak \u00fczere g\u00f6ndersek, kuyunun suyu kurur\u201c dediler. Bir m\u00fcddet sonra bunlar Hz. Peygamber\u2019e geldiler. Hz. Peygamber (s.a.v.) onlara: \u201eBana ne oluyorda sizin a\u011f\u0131zlar\u0131n\u0131zda ye\u015fil et g\u00f6r\u00fcyorum\u201c dedi. Bunun \u00fczerine onlar: \u201eet yemediklerini s\u00f6ylediler.\u201c Hz. Peygamber (s.a.v.): \u201eo zaman hi\u00e7 ku\u015fku yok ki, siz g\u0131ybet ettiniz\u201c buyurdular ve g\u0131ybetle alakal\u0131 olan bu ayet nazil oldu.&nbsp;10<br \/>\n\u0130mam er-Raz\u00ee (\u00f6. 604H.\/1207) ilgili ayetteki \u201eSizden biriniz birinizi \u00e7eki\u015ftirmesin!\u201c emri hakk\u0131nda, bunun m\u00fc\u2019min ki\u015finin manevi \u015fahsiyetinin g\u0131yab\u0131nda korunmas\u0131n\u0131n vucubuna, yani gereklili\u011fine i\u015faret etti\u011fini bildirmektedir. Ayetteki \u201eKi\u015finin g\u0131ybet edilmesi ile \u00f6l\u00fc karde\u015fin etinin yenmesi aras\u0131nda kurulan benzetme i\u00e7in er-Raz\u00ee, bunu ki\u015finin \u0131rz\u0131n\u0131n, yani manevi \u015fahsiyetinin onun kan\u0131 ve eti gibi oldu\u011funa ili\u015fkin bir i\u015faret olarak kabul etmektedir. Bunun a\u00e7\u0131k bir k\u0131yas kabilinden oldu\u011funu ifade eden m\u00fcfessir, ki\u015finin manevi \u015fahsiyetinin kan\u0131ndan daha \u015ferefli oldu\u011funu ifade ederek, insan eti yemek akil kimseler nezdinde nas\u0131l kerih ve tiksindirici ise, insanlar\u0131n g\u0131ybetini yaparak onlar\u0131n manavi \u015fahsiyetlerini de rencide etmek, o derece kerihtir. B\u00fct\u00fcn bunlar\u0131n yan\u0131 s\u0131ra er-Raz\u00ee, \u201eMuhakka g\u0131ybet \u00f6l\u00fc insan\u0131n etini yemek gibidir\u201c ifadesinden hareketle, insano\u011flunun zurunluluk ve hacet miktar\u0131 d\u0131\u015f\u0131nda insan eti yemesinin haram oldu\u011funu ifade ederek, zorunluluk h\u00e2linde \u00f6l\u00fc koyun ve insan eti bulan ki\u015finin insan eti yiyemiyece\u011fini, dolay\u0131s\u0131yla ihtiyac\u0131n\u0131 g\u0131ybet d\u0131\u015f\u0131nda bir \u015feyle giderecek olan bir kimsenin de asla g\u0131ybet edemiyece\u011fini, bunun asla m\u00fcbah olmad\u0131\u011f\u0131n\u0131 ifade etmektedir.&nbsp;11<br \/>\n\u0130mam el-Kurtub\u00ee (\u00f6. 671 H.\/1272) ilgili ayetin tefsirinde giybetin \u00fc\u00e7 \u00e7e\u015fit oldu\u011funu ve her birinin Kur\u2019\u00e2n\u2019da zikredildi\u011fini beyan etmektedir. G\u0131ybetin \u00fc\u00e7 ve\u00e7hi olarak tan\u0131mlanan bu kavramlar; g\u0131ybet, \u0131fk ve b\u00fchtand\u0131r. G\u0131ybet, ki\u015finin g\u0131yab\u0131nda ona dair (aleyhte) konu\u015fmand\u0131r. Ifk, ki\u015fi hakk\u0131nda sana ula\u015fan haberleri konu\u015fmand\u0131r. B\u00fchtan ise, ki\u015fi hakk\u0131nda do\u011fru olmayan bir \u015feyi s\u00f6ylemendir. El-Kurtub\u00ee ayette zikredilen \u201esizden biriniz \u00f6l\u00fc karde\u015finin etini yemekten ho\u015flan\u0131r m\u0131 ?\u201c ifadesi hakk\u0131nda, \u201eCenab-\u0131 Hakk\u2019\u0131n, g\u0131ybeti \u00f6l\u00fc eti yemek \u015feklinde tasvir etti\u011fini ifade ederek, \u00f6l\u00fc kimsenin, etinin yenmesinin fark\u0131nda olamay\u0131p, bunu bilememesi gibi, g\u0131yab\u0131nda kendisinin g\u0131ybeti yap\u0131lan canl\u0131da bunu bilemiyecektir\u201c \u015feklinde bir a\u00e7\u0131klama getirerek, konuya farkl\u0131 bir a\u00e7\u0131dan yakla\u015fm\u0131\u015ft\u0131r.&nbsp;12&nbsp;B\u00fct\u00fcn bunlar\u0131n yan\u0131nda el-Kurtub\u00ee, Meym\u00fbn b. Siy\u00e2h\u2019\u0131n kimseyi g\u0131ybet etmedi\u011fini ve huzurunda da kimsenin g\u0131ybet edilmesine m\u00fcsade etmedi\u011fini, e\u011fer buna muvaf\u0131k olamazsa o meclisi terketti\u011fini kaydetmektedir. Ayr\u0131ca Hz. \u00d6mer\u2019in bu hususta: \u201einsanlar\u0131 zikretmekten sak\u0131n\u0131n\u0131z, zira bu hastal\u0131kt\u0131r, Allah\u2019\u0131 zikrediniz, zira bu \u015fifad\u0131r\u201c dedi\u011fi rivayet edilmektedir. Eserinde g\u0131ybetin hangi hususlarda cari olaca\u011f\u0131na ili\u015fkin g\u00f6r\u00fc\u015flere ve bu g\u00f6r\u00fc\u015fleri savunan kimselerin delillerine yer veren el-Kurtub\u00ee, g\u0131ybetin d\u00fcnyevi ve uhrevi hususlara ili\u015fkin- yani ki\u015finin, yarat\u0131l\u0131\u015f\u0131, fiziki \u00f6zellikleri, nesebi, ahl\u00e2ki, dini ve manevi h\u00e2li vs.- olduk\u00e7a genel bir alanda olabilece\u011fini ifade ederek, bunu sadece bu alanlardan birisine hasretmeyi, Hz. Peygamber\u2019in (s.a.v.) bu konu ile ilgili buyruklar\u0131na ters d\u00fc\u015fmek olarak de\u011ferlendirmektedir.&nbsp;13&nbsp;G\u0131ybetin b\u00fcy\u00fck g\u00fcnahlardan birisi oldu\u011funda hi\u00e7 bir \u015f\u00fcphe bulunmad\u0131\u011f\u0131n\u0131 ifade eden el-Kurtubi, bu fiili i\u015fleyen kimsenin Allah\u2019a t\u00f6vbe etmesi gerekti\u011fini bildirmektedir. G\u0131ybet eden ki\u015finin g\u0131ybet etti\u011fi \u015fah\u0131stan helallik al\u0131p, alam\u0131yaca\u011f\u0131 hususunda farkl\u0131 g\u00f6r\u00fc\u015fler vard\u0131r. F\u0131rkalardan birisi bu hususta helallik al\u0131nam\u0131yaca\u011f\u0131n\u0131, zira bu hatan\u0131n ki\u015fi ile rabbi aras\u0131nda oldu\u011funu ifade ederek, helallik al\u0131nmasi i\u00e7in ki\u015finin mal\u0131na veya can\u0131na kar\u015f\u0131 bir c\u00fcrm\u00fcn veya zulm\u00fcn i\u015flenmesi gerekti\u011fini, burada ise b\u00f6yle bir durumun s\u00f6z konusu olmad\u0131\u011f\u0131n\u0131 ifade etmektedirler. Di\u011fer bir gurub ise, g\u0131ybetin bir zul\u00fcm oldu\u011funu ifade ederek, g\u0131ybet eden \u015fahs\u0131n isti\u011ffar etmesini gerekli g\u00f6r\u00fcrler. Di\u011fer bir f\u0131rka ise, bunu bir zulum olarak de\u011ferlendirerek, g\u0131ybet eden \u015fahs\u0131n g\u0131ybeti yap\u0131landan helallik almas\u0131n\u0131 zorunlu g\u00f6r\u00fcr. Zira bu hususta Hz. Peygamber\u2019in (s.a.v.) \u00f6zetle \u00fczerinde bir m\u00fc\u2019min karde\u015finin hakk\u0131 bulunan kimselerin dinar ve dirhemin ge\u00e7er ak\u00e7e olmayaca\u011f\u0131 k\u0131yamet g\u00fcn\u00fcne gelmeden yap\u0131lan zul\u00fcm ve haddi a\u015fmalar nedeniyle helallik almalar\u0131n\u0131n gerekliligine ili\u015fkin ifadeleri, s\u00f6z konusu beyanda bulunanlar\u0131n dayanaklar\u0131 olarak ileri s\u00fcr\u00fclmektedir. El-Kurtub\u00ee g\u0131ybetin zulum olarak nitelendirilmesi durumunda, ki\u015finin kendisi veya bu zulme maruz kalan ki\u015fi i\u00e7in Mevla\u2019dan af dilemesinin pek bir manas\u0131n olmad\u0131\u011f\u0131n\u0131, zira ortada hakk\u0131na gasbedilmi\u015f bir mazlumun bulundu\u011funa, bunun da ilgili hadislerde ifade edildi\u011fi \u00fczere, mazlumla helalle\u015fmek \u015feklinde bu hakk\u0131n ifa edilebilece\u011fini ifade etmektedir. B\u00fct\u00fcn bunlar\u0131n yan\u0131 s\u0131ra baz\u0131 kimseler, kendilerinden hel\u00e2llik dileyen kimselere, Allah\u2019\u0131n haram k\u0131ld\u0131\u011f\u0131 bir \u015feyi biz hel\u00e2l k\u0131lamay\u0131z diyerek geri \u00e7evirmi\u015flerdir. Nitekim bu hususta Said b. el-M\u00fcseyyeb\u2019in bana zulmedenle helalle\u015femem dedi\u011fi, yine bu hususta \u0130bn Sirin\u2019e \u015fu adam senden sana kar\u015f\u0131 yapm\u0131\u015f oldu\u011fu hak ihl\u00e2llerinden dolay\u0131 hel\u00e2llik diliyor dendi\u011finde: \u201ebana kar\u015f\u0131 yapm\u0131\u015f oldu\u011fu hak ihl\u00e2llerini ben haram k\u0131lmad\u0131m ki, onlar\u0131 ona hel\u00e2l k\u0131lay\u0131m. Allah g\u0131ybeti haram k\u0131ld\u0131. Allah\u2019\u0131n haram k\u0131ld\u0131\u011f\u0131 bir \u015feyi ben asla hel\u00e2l k\u0131l\u0131p, onunla hel\u00e2lle\u015femem\u201c demi\u015ftir. El-Kurtub\u00ee, kendilerine kar\u015f\u0131 yap\u0131lan haks\u0131zl\u0131klar ve zul\u00fcmler kar\u015f\u0131s\u0131nda kendilerinden hel\u00e2llik dileyenlerin taleblerini Allah\u2019\u0131n haram k\u0131ld\u0131\u011f\u0131n\u0131 helal k\u0131lamay\u0131z diyerek red edenlerin bu tav\u0131rlar\u0131n\u0131n Hz. Peygamber\u2019in (s.a.v.) ilgili hadislerde vaz etti\u011fi a\u00e7\u0131k h\u00fck\u00fcmlerle \u00e7eli\u015fti\u011fini ifade ederek, burada s\u00f6z konusu olan hel\u00e2llikten kast\u0131n, o eylemi me\u015frula\u015ft\u0131rmak olmay\u0131p, sadece o ki\u015finin nedamet duyup, g\u0131ybeti yap\u0131lan kimseden \u00f6z\u00fcr dilemesi sonras\u0131nda, ki\u015finin onu af etmesi h\u00e2lidir. Zira Cenab-i Hak Kur\u2019an\u2019da: \u201eKim ba\u011f\u0131\u015flar ve bar\u0131\u015f\u0131 sa\u011flarsa, onun m\u00fckafat\u0131 Allah\u2019a aittir\u201c&nbsp;14&nbsp;buyurmaktad\u0131r.&nbsp;15<\/p>\n<p>G\u0131ybetin caiz oldu\u011fu yerler<br \/>\nEl-Kurtub\u00ee g\u0131ybetle al\u00e2kal\u0131 de\u011ferlendirmelerinin sonunda, g\u0131ybetin caiz oldu\u011fu hususlara de\u011finmi\u015ftir. G\u00fcnah\u0131 a\u00e7\u0131ktan i\u015fleyen fas\u0131k\u0131n, di\u011fer bir ifadeyle mucahirin g\u0131yaben aleyhinde konu\u015fmakta bir beis yoktur. Zira hadiste de ifade edildi\u011fi gibi bu husustan ama\u00e7, insanlar\u0131 o ki\u015finin zararlar\u0131ndan korumakt\u0131r. \u00dczerinden haya elbisesini atan kimsenin de, g\u0131ybetinin yap\u0131lmas\u0131nda beis yoktur denilmi\u015ftir. Yine bu hususta Hasan (r.a.)\u2019dan rivayet edildi ki \u015fu \u00fc\u00e7 s\u0131n\u0131f\u0131n g\u0131ybet edilmesinde mahzur yoktur; Heva sahibi ki\u015fi, g\u00fcnah\u0131 a\u00e7\u0131ktan i\u015fleyen fas\u0131k ve zalim y\u00f6netici. Bidat ehli insan\u0131n da g\u0131ybetinin yap\u0131lmas\u0131nda beis yoktur denilmektedir. B\u00fct\u00fcn bunlar\u0131n yan\u0131 s\u0131ra size zulmeden ki\u015fiden hakk\u0131n\u0131z\u0131 alman\u0131za fayda sa\u011fl\u0131yacaksa, zulme maruz kalan ki\u015finin, falan ki\u015fi bana zulmetti, beni sinirlendirdi, bana ihanet etti, beni d\u00f6vd\u00fc, bana iftira att\u0131 veya bana k\u00f6t\u00fcl\u00fck etti demesinde g\u0131ybet yoktur. Zira bu hususta alimlerin icma\u0131 vard\u0131r.&nbsp;16&nbsp;Eserinde bu konuyu ele alan imam et-T\u00fcster\u00ee (\u00f6. 283 H.\/896) \u0130bn Abbas\u2019dan rivayetle m\u00fcnaf\u0131\u011f\u0131n nifak\u0131n\u0131 gizlemesi nedeniyle, g\u0131ybetinin yap\u0131lam\u0131yaca\u011f\u0131n\u0131, ama g\u00fcnahlar\u0131yla \u00f6v\u00fcnen ve onu gizlemeyen fas\u0131k\u0131n g\u0131ybetinin yap\u0131lmas\u0131nda bir beisin olmad\u0131\u011f\u0131n\u0131 ifade etmektedir. \u0130mam et-T\u00fcster\u00ee de\u011ferlendirmelerin sonunda \u00f6zetle g\u0131ybeti, g\u00fcnahlardan gizlenen \u015feylerin zikredilmesi olarak zikretmektedir.&nbsp;17&nbsp;Et-T\u00eeb\u00ee (\u00f6. 743 H.\/1342) Enes (r.a.)\u2019in Hz. Peygamber (s.a.v.)\u2019den rivayetle: \u201eG\u0131ybetin kefareti isti\u011ffard\u0131r\u201c mealindeki hadisi yorumlarken, et-Tah\u00e2v\u00ee\u2019nin bu husustaki fetvalar\u0131na yer vermektedir. et-Tah\u00e2v\u00eei\u2019ye g\u00f6re nedamet ve isti\u011ffar g\u0131ybetin kefareti hususunda yeterlidir. E\u011fer g\u0131ybet edilen ki\u015fiye ula\u015fmak m\u00fcmk\u00fcn olursa, kendisinden hel\u00e2llik dilenir, e\u011fer \u00f6l\u00fcm veya ba\u015fka nedenlerle ona ula\u015fmak m\u00fcmk\u00fcn olmazsa, Allah\u2019dan af dilenir, fakat o ki\u015finin mirasc\u0131lar\u0131ndan hel\u00e2llik dilenmez. B\u00fct\u00fcn bunlar\u0131n yan\u0131 s\u0131ra et- T\u00eeb\u00ee, g\u0131ybeti yap\u0131lan ki\u015fiden hel\u00e2lik istendi\u011finde kendisine k\u0131saca seni g\u0131ybet ettim demek yeterli midir? Yoksa seni \u015f\u00f6yle s\u00f6yleyerek g\u0131ybet ettim diyerek, g\u0131ybet mevzular\u0131n\u0131 g\u0131ybet edilen \u015fahsa anlatmak zorunda m\u0131d\u0131r? \u015feklindeki sorulara cevap aramaktad\u0131r. Et- T\u00eeb\u00ee \u015fafi ulemas\u0131n\u0131n bu hususta iki g\u00f6r\u00fc\u015f\u00fcn\u00fcn bulundu\u011funu ifade etmektedir. Birinci g\u00f6r\u00fc\u015fe g\u00f6re, e\u011fer g\u0131ybet eden \u015fah\u0131s g\u0131ybet mevzular\u0131n\u0131 anlatmaks\u0131z\u0131n, bu hel\u00e2lli\u011fi g\u0131ybet edenden al\u0131rsa, ona g\u0131ybet mevzular\u0131n\u0131 anlatmas\u0131 caiz de\u011fildir. \u0130kinci g\u00f6r\u00fc\u015fe g\u00f6re ise bu hususta hi\u00e7 bir \u015fart ko\u015fulmaz, zira burada g\u0131ybet edilen \u015fahs\u0131n af etmesi ve tolerans\u0131 s\u00f6z konusudur. Et- T\u00eeb\u00ee burada ki\u015finin muhakkak g\u0131ybets\u0131z (g\u0131ybet konusunu dillendirmeye m\u00fcsade etmeden) g\u0131ybet edeni af etmesinin daha a\u00e7\u0131k (\u015f\u0131k) olaca\u011f\u0131n\u0131 ifade etmektedir. B\u00fct\u00fcn bunlar\u0131n yan\u0131 s\u0131ra et- T\u00eeb\u00ee el-Gazal\u00ee\u2019in (\u00f6. 505 H.\/1111) g\u0131ybet eden \u015fahs\u0131n bu hususta izlemesi gereken yolu, g\u0131ybet eden ki\u015finin g\u0131ybet edilen kimseye kar\u015f\u0131 sevgi ve \u00f6vg\u00fc de onun g\u00f6nl\u00fcn\u00fc al\u0131ncaya de\u011fin yo\u011funla\u015fmas\u0131 gerekti\u011fini ifade etmektedir. E\u011fer onun g\u00f6nl\u00fc bu \u015fekilde de al\u0131nmazsa da, onun \u00f6z\u00fcr kabilinden olan bu tav\u0131rlar\u0131 onun hesab\u0131na yaz\u0131larak, k\u0131yamet g\u00fcn\u00fcnde g\u0131ybet g\u00fcnah\u0131n\u0131 bu sevab\u0131yla kar\u015f\u0131lar.&nbsp;18&nbsp;En-Nevev\u00ee (\u00f6. 676 H.\/1277) eserinde g\u0131ybetle alakal\u0131 bir hadisi&nbsp;19&nbsp;\u015ferhederken, g\u0131ybetin caiz oldu\u011fu hususlara temas ederek, bunlar\u0131 alt\u0131 ba\u015fl\u0131k alt\u0131nda ifade etmi\u015ftir. En-Nevev\u00ee\u2019ye g\u00f6re g\u0131ybeten caiz oldu\u011fu bu alt\u0131 husus \u015f\u00f6yledir; 1- Zulme maruz kalan ki\u015finin, zalimden hakk\u0131n\u0131 alacak sultana, hakime veya bu g\u00f6revi ifa edecek ba\u015fka bir kuruma ba\u015fvurarak, kendisine yap\u0131lan zulmu ve yapan ki\u015fiyi zikretmesi, 2- K\u00f6t\u00fcl\u00fck i\u015fleyen bir kimsenin \u0131sl\u00e2h\u0131 veya asi bir kimsenin do\u011fru yola iletilmesi amac\u0131yla, bu hususta g\u00fc\u00e7 ve kudret sahibi bir kimseye, ki\u015finin durumunu arzederek, ondan bu hususta yard\u0131m istenmesi, 3- M\u00fcft\u00fcden fetva istemek kast\u0131yla, herhangi bir ki\u015finin, veya yak\u0131n\u0131n\u0131n, annesinin, babas\u0131n\u0131n, e\u015finin, \u00e7oco\u011funun vs. kendisine yapt\u0131\u011f\u0131 bir zulmu veya ba\u015fka bir \u015feyi ilgili \u015fahsa anlatmas\u0131, 4- Ki\u015finin insanlar\u0131 bir \u015ferden veya s\u0131k\u0131nt\u0131dan sak\u0131nd\u0131rmas\u0131, \u00f6rne\u011fin ay\u0131pl\u0131 bir mal alacak olan bir ki\u015finin, ki\u015filerin aras\u0131nda yap\u0131lacak al\u0131\u015f-ver\u0131\u015fi fesat etme amac\u0131 g\u00fctmeden, sadece al\u0131c\u0131n\u0131n bilmeden g\u00f6rece\u011fini zarar\u0131 \u00f6nlemek maksad\u0131yla al\u0131c\u0131n\u0131n uyar\u0131lmas\u0131, 5- G\u00fcnah\u0131 a\u00e7\u0131ktan i\u015fleyen bidat ehli fas\u0131k\u0131n h\u00e2lininin zikredilmesi, 6- Herhangi bir ki\u015finin tarif edilmesinde, -onu tahkir ve tezyif amac\u0131 g\u00fctmeksizin-, tarif edilen ki\u015fiye ait, bilinen lakaplar\u0131n, k\u00f6r, topal, sa\u011f\u0131r, uzun, k\u0131sa vs. kullan\u0131lmas\u0131. En-Nevev\u00ee i\u015fte bu alt\u0131 maddede \u00f6zetlenen, k\u0131saca kendisinin me\u015fru bir nedene binaen diyerek tarif etti\u011fi bu durumlarda, g\u0131ybetin m\u00fcbah oldu\u011funu ifade etmektedir.&nbsp;20<\/p>\n<p>Hadis metinlerinde g\u0131ybet ve afetleri<br \/>\n\u0130nsanlar aras\u0131nda olmas\u0131 gereken karde\u015flik ili\u015fkilerini zedeleyip, \u00f6zelde ilgili ki\u015filere, genelde ise bu ki\u015filerin temas h\u00e2linde bulunduklar\u0131 kimselere zarar vererek, onlara \u00e7e\u015fitli s\u0131k\u0131nt\u0131lar a\u00e7an bu mezmum h\u00e2l ve afetleri, k\u00fct\u00fcb-i sitte i\u00e7erisinde bulunan hadis metinlerinde ve \u00f6zellikle de s\u00fcnen-i Ebu Davud\u2019ta geni\u015f bir \u015fekilde ele al\u0131narak i\u015flenmi\u015ftir.&nbsp;21&nbsp;Hadislerde Hz. Peygamber (s.a.v.) tarafindan tan\u0131m\u0131 yap\u0131lan g\u0131ybet, b\u00fchtan (iftira), nemime gibi bir \u015fekilde kendisiyle irtibatland\u0131r\u0131lacak kavramlarla da ele al\u0131narak, incelenmi\u015f, aralar\u0131ndaki fark ortaya konmu\u015ftur. \u0130lgili metinlerde genel olarak g\u0131ybetin zararlar\u0131na de\u011finilerek, ilahi mesaja muhatab olan bireylerin \u015fahs\u0131nda, inananlardan g\u0131ybet etmemeleri, bundan \u015fiddetle sak\u0131nmalar\u0131 istenmi\u015ftir.<\/p>\n<p>G\u0131ybetin tan\u0131m\u0131<br \/>\nG\u0131ybet mevzusu ile al\u00e2kal\u0131 yap\u0131lan \u00e7al\u0131\u015fmalarda en fazla dillendirilen hadis, hi\u00e7 \u015f\u00fcphesiz ki Hz. Peygamber\u2019in (s.a.v.) ashab\u0131na y\u00f6neltti\u011fi \u201eg\u0131ybet nedir biliyor musunuz ?\u201c \u015feklindeki sualini konu alan hadisdir. \u0130lgili hadiste Hz. Peygamber (s.a.v.) g\u0131ybeti: \u201eSizden birinizin karde\u015fini onun ho\u015f g\u00f6rmeyece\u011fi bir \u015feyle anmas\u0131d\u0131r\u201c \u015feklinde tarif ederek, g\u0131ybet ile b\u00fchtan (iftira) aras\u0131ndaki fark\u0131 bak\u0131n\u0131z nas\u0131l a\u00e7\u0131klamam\u0131\u015ft\u0131r:<br \/>\nEbu Hureyre (r.a.)\u2019dan rivayetle Resulullah (s.a.v.) buyurdular ki: \u201cG\u0131ybetin ne oldu\u011funu biliyor musunuz?\u201d \u201dAllah ve Resulu daha iyi bilir dediler!\u201d Bunun \u00fczerine: \u201cSizden birisinin karde\u015fini ho\u015flanm\u0131yaca\u011f\u0131 \u015feyle anmas\u0131d\u0131r!\u201d dedi. (Orada bulunanlardan) birisi: \u201eYa benim s\u00f6yledi\u011fim onda varsa\u201c dedi. Resulullah (s.a.v.): \u201eE\u011fer s\u00f6yledi\u011fin onda varsa g\u0131ybetini yapm\u0131\u015f oldun. Eger s\u00f6yledi\u011fin onda yoksa ona kar\u015f\u0131 iftirada bulundun demektir.\u201c&nbsp;(M\u00fcslim, Birr 70 (2589); Eb\u00fb D\u00e2vud, Edeb 40 (4874); Tirmiz\u00ee, Birr 23 (1935).<br \/>\nEn-Nevev\u00ee hadisin \u015ferhinde g\u0131ybeti \u201eKi\u015finin ho\u015flanmad\u0131\u011f\u0131 \u015feyi g\u0131yab\u0131nda zikretmek\u201c \u015feklinde tarif ederek, ki\u015fi hakk\u0131nda konu\u015fulan mevzular\u0131n ki\u015finin bulunmad\u0131\u011f\u0131 bir ortamda vuku bulmas\u0131 durumuna i\u015faret etmektedir. Hadisde konu edilen g\u0131ybet ve b\u00fchtan\u0131n haram oldu\u011funu ifade eden en-Nevevi, belli \u015fartlar muvacehesinde g\u0131ybetin m\u00fcbah olabilece\u011fini ifade etmi\u015ftir.&nbsp;22&nbsp;Hadisi yorumlayan el-Mubarekf\u00fbr\u00ee (\u00f6. 1302 H.\/1884) ki\u015finin ho\u015flanmay\u0131ca\u011f\u0131 bir \u015fey hakk\u0131nda ifadesinin genellik arzetti\u011fini ifade ederek, bunun ki\u015fiyle al\u00e2kal\u0131 her \u015fey hakk\u0131nda, dini, d\u00fcnyas\u0131, aile fertleri, elbisesi, fiziki h\u00e2li vs, olabilece\u011fini zikretmektedir. Ki\u015finin g\u0131ybetinin onun ho\u015flanmad\u0131\u011f\u0131 bir \u015feyin, g\u0131yab\u0131nda zikredilerek laf\u0131zla yap\u0131labilece\u011fi gibi, yazarak, rumuzlar kullanarak, el ve g\u00f6zleri kullanmak suretiyle bir tak\u0131m i\u015faretler yaparak, veya kafay\u0131 sallamakla da yap\u0131labilir. Yani herhangi bir ki\u015finin noksan\u0131n\u0131 veya ay\u0131b\u0131n\u0131 onun g\u0131yab\u0131nda anlatt\u0131\u011f\u0131n veya \u00e7a\u011fr\u0131\u015ft\u0131rd\u0131\u011f\u0131n \u015fey g\u0131ybettir ve haramd\u0131r. Binaenaleyh ki\u015finin \u00fczerinde bulunan fiziki bir kusuru yans\u0131tacak tav\u0131r ve taklid i\u00e7erisinde bulunmakda bu h\u00fck\u00fcm i\u00e7erisindedir. Hadisin \u015ferhi hususunda g\u0131ybetle al\u00e2kal\u0131 di\u011fer hadislere de yer veren el-M\u00fcb\u00e2rekf\u00fbr\u00ee, Hz. Peygamber\u2019in (s.a.v.) huzurunda aleyhine konu\u015fulan bir sahabe i\u00e7in, ashab\u0131n\u0131 uyararak, onun g\u0131ybetini yap\u0131yorsunuz dedi\u011fini, ashab\u0131nda \u201ebiz onda olan\u0131 s\u00f6yl\u00fcyoruz ya Resulallah\u201c diye cevap verince, Hz. Peygamber\u2019in (s.a.v.) \u201eki\u015fiye karde\u015finde olan\u0131 zikretmesi g\u00fcnah olarak yeter\u201c \u015feklinde buyurarak, cevap verdiklerini nakletmektedir.&nbsp;23<\/p>\n<p>Ki\u015filerin fiziki kusurlar\u0131n\u0131 dillendirmek<br \/>\nKi\u015filere s\u00f6ylenen g\u00fczel s\u00f6z\u00fc&nbsp;24&nbsp;, onlar\u0131n y\u00fcz\u00fcne g\u00fcl\u00fcmsemeyi&nbsp;25&nbsp;, onlara zarar verebilecek bir nesnenin yoldan giderilmesini&nbsp;26&nbsp;, onlara herhangi bir adresin tarif edilmesini&nbsp;27&nbsp;, has\u0131l\u0131 canl\u0131lara kar\u015f\u0131 yap\u0131lan her t\u00fcrl\u00fc iyiligi sadaka&nbsp;28&nbsp;olarak kabul eden isl\u00e2m ve onun aziz el\u00e7isi ki\u015filerin fiziki \u00f6zelliklerinden hareketle onlar\u0131n tahkir ve tezyif edilmesine r\u0131za g\u00f6stermemi\u015f, bunun \u00fczerine bina kurmak isteyen her t\u00fcrl\u00fc hareketin temelinin ne denli \u00e7\u00fcr\u00fck oldu\u011funa i\u015faret ederek, muhatablar\u0131 bu manaya gelebilecek her t\u00fcrl\u00fc eylem ve s\u00f6ylemden sak\u0131nd\u0131rm\u0131\u015ft\u0131r. Nitekim Hz. Peygamber (s.a.v.) kendisine Hz. Safiyye\u2019nin boyunun k\u0131sal\u0131\u011f\u0131n\u0131 ima eder bir tarzda konu\u015fma yapan Hz. Aise\u2019yi uyararak, bu s\u00f6ylemin boyutlar\u0131n\u0131n ne derece a\u011f\u0131r oldu\u011funu bizlere bak\u0131n\u0131z nas\u0131l anlatmaktad\u0131r:<br \/>\nHz. Ai\u015fe (r.a.h.)\u2019dan rivayetle: \u201eEy Allah\u2019\u0131n Resulu, sana Safiyye\u2019deki \u015fu \u015fu h\u00e2l yeter!\u201c demi\u015ftim. (bunun \u00fczerine) Hz. Peygamber (s.a.v.): \u201c\u00f6yle bir kelime sarfettin ki, e\u011fer o denize kar\u0131\u015ft\u0131r\u0131lsayd\u0131 (denizin suyunu) ifsad ederdi. Hz. Ai\u015fe (r.a.h.) ilavaten dedi ki: \u201cBen Resulullah (s.a.v.)\u2019a bir insan\u0131n (tahkir amac\u0131yla) taklidini yapm\u0131\u015ft\u0131m. Bana bu hususta \u015funlar\u0131 s\u00f6yledi: \u201cBen bir ba\u015fkas\u0131n\u0131 (kusuru nedeniyle) taklid etmem. Hatta bana bu nedenle \u015fu kadar d\u00fcnyal\u0131k verilse bile.\u201d&nbsp;(Eb\u00fb D\u00e2vud, Edeb 40 (4875); Tirmiz\u00ee, S\u0131f\u00e2tu \u2019l-Kiy\u00e2me 52 (2503-4).<br \/>\nHadisi yorumlayan el-Mub\u00e2rekf\u00fbr\u00ee \u201cdeniz suyuna kar\u0131\u015ft\u0131r\u0131lasayd\u0131 onu fesad ederdi\u201d ifadesini, e\u011fer g\u0131ybet deniz suyuna kar\u0131\u015fsayd\u0131, denizin b\u00fcy\u00fckl\u00fc\u011f\u00fcne ve derinli\u011fine ra\u011fmen onun h\u00e2lini de\u011fi\u015ftirirdi \u015feklinde zikrederek, konunun mahiyetini ifade sadedinde, b\u00f6ylesine k\u00fc\u00e7\u00fck amellerin denizin h\u00e2lini nas\u0131l de\u011fi\u015ftirece\u011fine ili\u015fkin taaccubiyetini dile getirmektedir.&nbsp;29<\/p>\n<p>Ki\u015filer aras\u0131nda s\u00f6z ta\u015f\u0131mak<br \/>\nHadislerde g\u0131ybetin yan\u0131 s\u0131ra, dilin afetlerinden olmas\u0131 hasebiyle bir \u015fekilde g\u0131ybetle parelellik arzeden, bizim daha \u00e7ok, ki\u015filer aras\u0131nda s\u00f6z ta\u015f\u0131mak, dedikoduculuk yapmak \u015feklinde ifade etti\u011fimiz h\u00e2lden ve bu eylemi yapan ki\u015finin u\u011frayaca\u011f\u0131 h\u00fcsrandan bahsedilmektedir. \u0130lgili hadislerde kattat veya nemmam olarak isimlendirilen bu ki\u015filerin cennete giremiyeceklerini bak\u0131n\u0131z Hz. Peygamber nas\u0131l ifade etmektedir:<br \/>\nHz. Huzeyfe (r.a.)\u2019dan rivayetle Resulullah (s.a.v.) buyurdular ki: \u201cKattat (s\u00f6z ta\u015f\u0131yan) cennete girmeyecektir.\u201d M\u00fcslimde ise: \u201cNemmam cennete girmeyecektir.\u201d&nbsp;(Buh\u00e2r\u00ee; Edeb 50 (6056); M\u00fcslim, \u0130m\u00e2n 169 (105); Eb\u00fb D\u00e2vud, Edeb 38 (4771); Tirmiz\u00ee, Birr 79 (2027).<br \/>\n\u0130mam el-Askal\u00e2n\u00ee hadisin \u015ferhi hususunda nemimeyi ifsad ama\u00e7l\u0131 s\u00f6z ta\u015f\u0131ma olarak terc\u00fcme ederek, nemmam ile kattat aras\u0131ndaki farkl\u0131 rivayetlere dayanarak, \u015f\u00f6yle izah etmektedir: \u201eNemmam s\u00f6z getirip, g\u00f6t\u00fcren; kattat ise konu\u015fulanlara kulak kabartarak, olay\u0131n asl\u0131n\u0131 bilmeden duyduklar\u0131n\u0131 ilgili \u015fah\u0131slara aktaran kimsedir. El-Gazal\u00ee bundan kurtulman\u0131n yolunu s\u00f6z\u00fc ta\u015f\u0131yan kimseyi do\u011frulamamak, kendisine aktar\u0131lan hususlarda zanna d\u00fc\u015fmemek, kendisine aktar\u0131lan \u015feyleri ara\u015ft\u0131rmaya koyulmamak, laf getiren kimseyi bu eyleminden dolay\u0131 men ederek, ay\u0131plamak, vaz ge\u00e7emedi\u011fi takdirde ona \u00f6fkelenmek, nemmamdan i\u015fitti\u011fi \u015feyleri ba\u015fkalar\u0131na anlatmamak, zira o da b\u00f6yle bir ise kalk\u0131\u015f\u0131rsa kendisi nemmam olur. B\u00fct\u00fcn bunlar\u0131n yan\u0131 s\u0131ra imam el-Askal\u00e2n\u00ee g\u0131ybet ile nemimenin ayn\u0131 m\u0131 yoksa farkl\u0131 m\u0131 \u015feyler oldu\u011fu hakk\u0131nda ihtilaf edildi\u011fini ifade ederek, burada tercih edilenin ikisi aras\u0131nda farklar bulundu\u011funa ili\u015fkin g\u00f6r\u00fc\u015f oldu\u011funu kaydetmektedir. G\u0131ybet ve nemime aras\u0131nda umum ve husus ili\u015fkisi bulundu\u011funu ifade eden el-Askal\u00e2n\u00ee, nemimenin bir ki\u015finin h\u00e2lini ba\u015fka birisine onun r\u0131zas\u0131 olmadan, o bilsin veya bilmesin ifsad amac\u0131 g\u00fcderek aktarmakt\u0131r. G\u0131ybet ise, ki\u015fi hakk\u0131nda, onun g\u0131yab\u0131nda onun kerih g\u00f6rece\u011fi bir \u015feyi zikretmektir. Nemimede temel \u00f6zellik, bu eylemin ifsad ama\u00e7l\u0131 olmas\u0131d\u0131r, oysaki b\u00f6ylesine bir ama\u00e7 g\u0131ybette \u015fart ko\u015fulmaz. G\u0131ybette aslonan\u0131n ise, s\u00f6ze edilen kimsenin orada bulunmamas\u0131d\u0131r. Bu vas\u0131flar d\u0131\u015f\u0131nda g\u0131ybet ve nemime birdir. Kimi alimler g\u0131ybette, hakk\u0131nda konu\u015fulan \u015fahs\u0131n orada bulunmamas\u0131n\u0131 \u015fart ko\u015fmu\u015flard\u0131r.&nbsp;30<br \/>\nEl-Ayn\u00ee (\u00f6. 855 H.\/ 1451) nemmam ile kattat\u2019\u0131n ayn\u0131 \u015fey oldu\u011funu ifade ederek, bu konuda bu \u015fekilde d\u00fc\u015f\u00fcnen kimi se\u00e7kin uleman\u0131n isimlerine yer verir. Ki\u015finin cennete giremiyece\u011fine ili\u015fkin hadiste ge\u00e7en ifade i\u00e7in el-Ayn\u00ee, e\u011fer Allah bu tehdini ger\u00e7ekle\u015ftirirse diyerek, ehli-s\u00fcnnetin bu hususta dile getirdi\u011fi \u201de\u011fer Allah isterse ki\u015fileri cezaland\u0131r\u0131r, dilerse de fazl\u0131ndan onlar\u0131 affeder\u201d g\u00f6r\u00fc\u015f\u00fcn\u00fc dile getirmektedir. Ayr\u0131ca bu ifadenin onlar\u0131n kazananlar z\u00fcmresine dahil olmayaca\u011f\u0131 \u015feklinde tevil edildi\u011fini de ifade eden el-Ayn\u00ee, bu ifadenin, bu h\u00e2li ilmi esalara dayanarak haram k\u0131lmay\u0131p, hel\u00e2l k\u0131lanlar i\u00e7in de hamlonulaca\u011f\u0131n\u0131 zikretmektedir.&nbsp;31<br \/>\nHadisin \u015ferhine eserinde yer veren en-Nevev\u00ee, bu hususta yukarda zikredilen hususlara temas etmekle beraber, nemimenin (s\u00f6z ta\u015f\u0131mak) g\u0131ybette oldu\u011fu gibi, \u015fer\u2019i bir amaca m\u00fcstenit olmas\u0131 durumunda caiz olaca\u011f\u0131n\u0131, hatta durumuna g\u00f6re vacib veya m\u00fcstehab olabilece\u011fini, aksi takdirde haram oldu\u011funu ifade etmektedir.&nbsp;32<br \/>\nDi\u011fer bir hadiste ise Hz. Peygamber (s.a.v.) ashab\u0131ndan hi\u00e7 bir kimsenin ba\u015fka bir ashab\u0131 hakk\u0131nda kendisine olumsuz bir \u015fey getirmemesini, zira ki\u015filerinin kar\u015f\u0131s\u0131na i\u00e7erisinde onlara kar\u015f\u0131 olumsuz bir \u015fey olmaks\u0131z\u0131n \u00e7\u0131kmak istedi\u011fini \u015f\u00f6yle ifade etmektedir:<br \/>\n\u0130bn Mesud (r.a.)\u2019dan rivayetle Resulullah (s.a.v.) buyurdular ki: \u201cBana kimse, ashab\u0131m\u0131n birinden (can s\u0131k\u0131c\u0131) bir \u015fey getirmesin. Zira ben sizin kar\u015f\u0131n\u0131za (size kar\u015f\u0131) i\u00e7imde hi\u00e7 bir \u015fey olmaks\u0131z\u0131n \u00e7\u0131kmak istiyorum.\u201d&nbsp;Tirmiz\u00ee, Men\u00e2kib (3893); Eb\u00fb D\u00e2vud, Edeb 33 (4860).<br \/>\nel-Mub\u00e2rekf\u00fbr\u00ee \u0130bn Melik\u2019in bu hadisin manas\u0131 hakk\u0131nda \u015f\u00f6yle s\u00f6yledi\u011fini ifade etmektedir: \u201cHz. Peygamber (s.a.v.) bu d\u00fcnyadan, g\u00f6nl\u00fc ashab\u0131ndan raz\u0131 olarak, onlardan hi\u00e7 bir kimseye k\u0131zg\u0131nl\u0131k duymadan \u00e7\u0131kmak istemektedir.\u201d Hz. Peygamber\u2019in (s.a.v.) bu talebi, \u00fcmmetine bir talim veya be\u015fer h\u00e2linin gereklerindendir.&nbsp;33<br \/>\nB\u00fct\u00fcn bunlar\u0131n yan\u0131 s\u0131ra k\u00fct\u00fcb-i sitte i\u00e7inde yaln\u0131z Ebu Davut (\u00f6. 275 H.\/888) taraf\u0131ndan rivayet edilen konumuzla al\u00e2kal\u0131 kimi hadislerde, g\u0131ybet eden kimselerin k\u0131yamet g\u00fcn\u00fcnde kar\u015f\u0131la\u015fa\u00e7a\u011f\u0131 zorluklara de\u011finilmektedir. Ki\u015finin menevi \u015fahsiyetine kar\u015f\u0131 haks\u0131z yere yap\u0131lan tecav\u00fcz\u00fc riban\u0131n en k\u00f6t\u00fcs\u00fc olarak de\u011ferlendiren Hz. Peygamber (s.a.v.)&nbsp;34&nbsp;, konumuzla al\u00e2kal\u0131 di\u011fer bir hadiste, mirac gecesinde bak\u0131r t\u0131rnaklar\u0131yla y\u00fczlerini ve g\u00f6g\u00fcslerini t\u0131rmalayan bir kavme rastlad\u0131\u011f\u0131n\u0131, bunlar\u0131n kimler oldu\u011funu Cebrail\u2019e sordu\u011funda, Cebrail\u2019in kendisine: \u201eBunlar, insanlar\u0131n etlerini yiyen (g\u0131ybet eden), \u0131rz ve \u015fereflerini (manevi \u015fahsiyetlerini) rencide eden kimselerdir\u201c \u015feklinde cevap verdi\u011fini bildirmektedir.&nbsp;35&nbsp;Di\u011fer bir hadiste ise, m\u00fc\u2019mini m\u00fcnaf\u0131\u011fin g\u0131ybet ve iftiralar\u0131na kar\u015f\u0131 koruyan kimsenin, bir melek taraf\u0131ndan cehennem ate\u015fine kar\u015f\u0131 korunaca\u011f\u0131, m\u00fc\u2019mine iftira atan kimsenin de, k\u0131yamet g\u00fcn\u00fcnde s\u00f6ylediklerinden ar\u0131n\u0131ncaya de\u011fin, cehennem k\u00f6pr\u00fclerinin birisi \u00fczerinde hapsedilece\u011fi ifade edilerek, g\u0131ybet ve iftiran\u0131n cezas\u0131n\u0131n ne denli zor oldu\u011fu vurgulanm\u0131\u015ft\u0131r.&nbsp;36<br \/>\nG\u0131ybet konusunu eserinde ele alan imam el-Ku\u015feyr\u00ee (\u00f6. 465 H.\/1072), kendisinin g\u0131ybetini yapanlara Hasan Basri\u2019nin: \u201eDuydu\u011fuma g\u00f6re sevaplar\u0131n\u0131 bana hediye etmi\u015fsin, onun i\u00e7in m\u00fck\u00e2fat olmak \u00fczere sana \u015fu helvay\u0131 g\u00f6nderiyorum\u201c diyerek kar\u015f\u0131l\u0131k verdi\u011fini, ayr\u0131ca Yahya b. Mu\u00e2z\u2019\u0131n: \u201eBir m\u00fcsl\u00fcman \u015fu \u00fc\u00e7 hususta senden haz als\u0131n: Bir m\u00fcsl\u00fcmana faydal\u0131 olam\u0131yorsan bari zararl\u0131 olma, onu sevindiremiyorsan hi\u00e7 olmazsa \u00fczme, methedemiyorsan bari k\u00f6t\u00fcleme\u201c \u015feklindeki tavsiylerini bizlere nakletmektedir.&nbsp;37<br \/>\nToplum i\u00e7inde ya\u015fayan bireylerin birbirlerinin hak ve hukuklar\u0131na kar\u015f\u0131l\u0131kl\u0131 azami riayet etmeleri, bireyler aras\u0131 \u00e7\u0131kan veya \u00e7\u0131kabilecek olan sorunlar\u0131n kaba kuvvete ba\u015fvurmadan insana yak\u0131\u015fan bir tarzda medenice konu\u015fularak veya ilgili makamlara iletilerek \u00e7\u00f6z\u00fcmlenmesi ve daha \u00f6nemlisi, bireylerin, ortak akl\u0131n \u00f6n g\u00f6rd\u00fc\u011f\u00fc, insanl\u0131\u011f\u0131n en de\u011ferli hazinesi olan ahl\u00e2ki de\u011ferler \u00fczerindeki fikir birlikteliklerinin temini ve g\u00fc\u00e7lendirilmesi, o toplumun huzur i\u00e7erisinde gelece\u011fe y\u00fcr\u00fcmesinin en sa\u011flam dayanaklar\u0131d\u0131r. \u0130nsan, f\u0131trat\u0131 itibariyle genelde sevilmek, say\u0131lmak istedi\u011fi gibi, kendisinden nefret edilmesini veya kendisinin bulundu\u011fu veya bulunmad\u0131\u011f\u0131 mahfillerde manevi duygular\u0131na veya \u015fahs\u0131na y\u00f6nelik tahkir ve tazyif edici bir \u015fekilde konu\u015fulmas\u0131n\u0131 istemez. Huzurunda olabilecek b\u00f6yle bir olaya kendisi m\u00fcdahil olarak hakk\u0131n\u0131 korusa da, g\u0131yab\u0131nda olabilecek olan b\u00f6yle bir olaya m\u00fcdahil olam\u0131yarak, hakk\u0131n\u0131 koruyamaz. Ama bilinmelidir ki, kendisi aleyhine g\u0131yab\u0131nda konu\u015fan veya konu\u015fulan mevzu er ge\u00e7 bir \u015fekilde ona ula\u015f\u0131r. Bu hususta aff\u0131 \u00f6ne almak zor, ama b\u00fcy\u00fck bir erdem ve fazilet olmakla birlikte&nbsp;38, o noktadan sonra konuya muhatab olan \u015fah\u0131slar\u0131n be\u015feri ili\u015fkilerini sa\u011fl\u0131kl\u0131 bir \u015fekilde y\u00fcr\u00fctmeleri zorla\u015f\u0131r. Hatta bu durum nice kavgalara, s\u00fcrt\u00fc\u015fmelere, k\u00fcsmelere ve hattta d\u00fc\u015fmanl\u0131klara yol a\u00e7abilir. Ki\u015filerin aleyhine g\u0131yaben konu\u015farak onlar\u0131 g\u0131ybet edenler, veya buna meyyal olanlar, bu eylemin uhrevi ve d\u00fcnyevi neticelerini d\u00fc\u015f\u00fcnerek hareket etmelidirler. B\u00f6ylesine bir eylem, ki\u015filere d\u00fcnyada yeni s\u0131k\u0131nt\u0131lar ve d\u00fc\u015fmanl\u0131klar, ahirette ise elemli bir azabdan ba\u015fka bir \u015fey getirmeyecektir. Ki\u015filerin rahatl\u0131kla g\u0131ybetini yapan ki\u015fileri uyard\u0131\u011f\u0131n\u0131zda, \u201eBen sadece do\u011frular\u0131 s\u00f6yl\u00fcyorum, onun hakk\u0131nda yalan s\u00f6ylemiyorum ki, ben sadece ve sadece onda olan\u0131 s\u00f6yl\u00fcyorum, ne var bunda, \u015furda iki lafl\u0131yoruz, niye bu kadar bu konuyu b\u00fcy\u00fct\u00fcyorsunuz\u201c \u015feklinde, konuyu ve uyar\u0131lar\u0131 hafife alarak, savunmaya ge\u00e7meleri oldukca anlams\u0131zd\u0131r. Oysa ki onlar, hemen isti\u011ffar edip, t\u00f6vbe etmeli ve huylar\u0131ndan bir an \u00f6nce vazge\u00e7melidirler. B\u00f6yle hareket etmek suretiyle bu kimseler, \u00f6l\u00fc karde\u015fin etinin yenmesine devam etmemeli, o g\u0131ybeti dinleyen kimseler de o eti yeme i\u015fine, onu seyretmek suretiyle i\u015ftirak etmemelidirler\u2026<\/p>\n<p>Sonu\u00e7<br \/>\nHuzurunda kendisi hakk\u0131nda s\u00f6ylendi\u011finde ho\u015flanmay\u0131p, ki\u015finin kerih g\u00f6rece\u011fi bir \u015feyi, onun olmad\u0131\u011f\u0131 bir mekanda, g\u0131yab\u0131nda zikretmek olarak tarif edilen g\u0131ybet, ahl\u00e2k-\u0131 hamideyi ama\u00e7layan bireylerin, kendisinden s\u00fcratle kurtulmas\u0131 gereken mezmum bir s\u0131fat olarak tasvir edilmi\u015ftir. Kur\u2019\u00e2n, b\u00fcnyesinde bulunan ilgili ayette, ki\u015fileri g\u0131ybet eden bireyi, \u00f6l\u00fc karde\u015finin etini yiyen kimselerle \u00f6zde\u015fle\u015ftirerek, bunun Hak kat\u0131nda ne denli \u00e7irkin bir eylem oldu\u011funu bizlere bildirmektedir. S\u00f6z konusu olan ayetin tefsirinde konuyu \u00e7e\u015fitli boyutlar\u0131yla i\u015fleyen m\u00fcfessirler, g\u0131ybet edilen \u015fahs\u0131n haklar\u0131n\u0131n ifa edilmesi, g\u0131ybet eden \u015fahs\u0131n bu g\u00fcnahtan aff\u0131, g\u0131ybet eden \u015fah\u0131sla, g\u0131ybet edilen \u015fahs\u0131n hel\u00e2lle\u015fmesi gibi konulara de\u011finmi\u015fler, sonu\u00e7ta aralar\u0131nda g\u00f6r\u00fc\u015f farkl\u0131l\u0131klar\u0131 olmakla beraber, kimi rivayetlerde g\u0131ybet eden \u015fahs\u0131n pi\u015fmanl\u0131\u011f\u0131n\u0131n ni\u015fanesi olarak t\u00f6vbe etmesini, kimi rivayetlerde hem kendi ve hem de g\u0131ybet etti\u011fi \u015fah\u0131s i\u00e7in Allah\u2019dan af dilemesi, kimi rivayetlerde ise, g\u0131ybet edilen \u015fah\u0131sla hel\u00e2lle\u015fmesinin gereklili\u011fine vurgu yap\u0131lm\u0131\u015ft\u0131r. Konu ili ilgili hadislerde ise Hz. Peygamber (s.a.v.), g\u0131ybetin tarifini net bir \u015fekilde yaparak, onu riban\u0131n en k\u00f6t\u00fcs\u00fc olarak tasvir etmi\u015f, mesaj\u0131na muhatab olan bireylerden ondan \u00f6zenle uzak durmalar\u0131n\u0131 istemi\u015ftir. Bu iste\u011fin yan\u0131 s\u0131ra s\u00f6z konusu hadislerde g\u0131ybete kar\u015f\u0131 bu uyar\u0131lar\u0131 dikkate almayanlar\u0131n u\u011frayaca\u011f\u0131 elemli akibet dile getirilmi\u015ftir. B\u00fct\u00fcn bunlar\u0131n yan\u0131nda bir \u015fekilde g\u0131ybetle al\u00e2kal\u0131 olan, iftira (b\u00fchtan), dedikodu, ki\u015filer aras\u0131nda fesad ama\u00e7l\u0131 s\u00f6z ta\u015f\u0131ma (nemime) gibi mevzulara da de\u011finilerek, bunlar\u0131n afetleri \u00fczerinde durulmu\u015f, m\u00fcminlerden bu \u00e7irkin h\u00e2llerden uzak durarak, sak\u0131nmalar\u0131 taleb edilmi\u015ftir.<br \/>\nG\u0131ybet ve nemimenin me\u015fru bir sebebe dayanmad\u0131kca, mutlak surette haram oldu\u011fu ifade edilerek, me\u015fru sebeb kavram\u0131 ana hatlar\u0131 itibariyle zaruret ve kamu yarar\u0131 terimlerinin \u00fczerine oturtularak, ilgili eserlerde detayl\u0131 bir \u015fekilde i\u015flenmi\u015ftir. B\u00fct\u00fcn bunlar\u0131n yan\u0131 s\u0131ra zaruret durumunun izalesi veya kamu menfeatinin temini g\u0131ybet harici ba\u015fka bir enstr\u00fcmanla giderilmesi halinde, g\u0131ybetin mutlak suretle caiz olmayaca\u011f\u0131 a\u00e7\u0131k bir \u015fekilde ifade edilmi\u015ftir.<br \/>\nKur\u2019\u00e2n\u2019da ki\u015finin \u00f6l\u00fc karde\u015finin etini yemesi, hadiste ise riban\u0131n en k\u00f6t\u00fcs\u00fc olarak tarif edilen g\u0131ybetten ve onun afetlerinden Allah\u2019\u0131n (c.c.) ve Res\u00fblu\u2019nun (s.a.v.) ahl\u00e2k\u0131yla ahl\u00e2klanmak suretiyle korunmak, ki\u015fiye mal\u0131n ve evlad\u0131n fayda sa\u011flamay\u0131p, sadece kalb-i selimin fayda sa\u011flayaca\u011f\u0131 hesab g\u00fcn\u00fcne, kalb-i selim ile varmak&nbsp;39&nbsp;, yaln\u0131z O\u2019na, ama yaln\u0131z O\u2019na ibadet edip, yard\u0131m\u0131 yaln\u0131z O\u2019ndan, ama yaln\u0131z O\u2019ndan dilemek&nbsp;40&nbsp;dile\u011fi ve duas\u0131yla\u2026<\/p>\n<\/div>\n<div align=\"justify\"><\/div>\n<div align=\"justify\"><\/div>\n<div align=\"justify\">Dipnotlar<\/div>\n<div align=\"justify\"><\/div>\n<div align=\"justify\">1&nbsp;Tin, 95\/4.<br \/>\n2&nbsp;Imam M\u00e2lik: Muvatta, H\u00fcsn\u00fc \u2019l-Hulk 1 (694).<br \/>\n3&nbsp;Tirmiz\u00ee, Birr 62 (2010).<br \/>\n4&nbsp;Y\u00fbnus, 10\/57; \u0130sr\u00e2, 17\/82; Fussilet, 41\/44.<br \/>\n5&nbsp;Hucur\u00e2t, 48\/12.<br \/>\n6\u0130mam el-M\u00e2tur\u00eed\u00ee (\u00f6. 333 H.\/944) g\u0131ybeti iki y\u00f6nl\u00fc alarak tarif etmektedir. Ona g\u00f6re g\u0131ybet, ki\u015finin insanlar\u0131n g\u00f6zlerinden gizledi\u011fi ve bunlar\u0131n izhar\u0131ndan ho\u015flanmad\u0131\u011f\u0131 bir tak\u0131m fiilerinin dillendirilmesi veya ki\u015finin ifade edilmesinden veya ortaya at\u0131lmas\u0131ndan ho\u015flanmad\u0131\u011f\u0131 \u00e7irkin h\u00e2l ve ahl\u00e2klar\u0131n\u0131n izhar edilerek, ifade edilmesidir. E\u011fer ifade edilen h\u00e2l onda var ise de ki\u015fi hakk\u0131nda bu t\u00fcr bir s\u00f6ylem g\u0131ybet, e\u011fer yoksa ki\u015fiye kar\u015f\u0131 bir iftira olarak de\u011ferlendirilmektedir. El-M\u00e2tur\u00eed\u00ee, Muhammed b. Mahm\u00fbd: Te\u2019v\u00eel\u00e2tu Ehli \u2019s-S\u00fcnne: Tefs\u00eeru \u2019l-M\u00e2tur\u00eed\u00ee, (tahk\u00eek: Macd\u00ee, Basall\u00fbm), Beyrut 2005, 1. Bsk., C. IX, S. 336.<br \/>\n7&nbsp;Et-Taber\u00ee, Muhammed b. Cer\u00eer: Tefs\u00eeru \u2019t-Taber\u00ee, Beyrut 2005, 4. Bsk., C. XI, S. 395 vd.<br \/>\n8&nbsp;En-Nesef\u00ee (\u00f6. 710 H.\/1310) ve el-Beyz\u00e2v\u00ee (\u00f6. 791 H.\/1388) ilgili ayetin tefsirinde g\u0131ybetin manas\u0131n\u0131 a\u00e7\u0131klad\u0131ktan sonra, ez-Zemah\u015ferinin yukarda ayette bulunan m\u00fcbala\u011fal\u0131 sanat\u0131na ili\u015fkin de\u011ferlendirmelere eserinde aynen yer vererek nakletmi\u015ftir. En-Nesef\u00ee, Ahmed b. Mahmud: Tefs\u00eeru \u2019n-Nesef\u00ee, Med\u00e2riku \u2019t-Tenz\u00eel ve Hak\u00e2iku \u2019t-Tenz\u00eel, Beyrut 1995, 1. Bsk., C. II, S. 586. el-Beyz\u00e2v\u00ee, \u00d6mer b. Muhammed a\u015f-\u015e\u00eer\u00e2z\u00ee: Tefs\u00eeru \u2019l-Beyz\u00e2v\u00ee, Env\u00e2ru t-Tenz\u00eel ve Esr\u00e2ru t-Te\u2019v\u00eel, Beyrut 2003, 1. Bask., C. II, S. 417 vd.<br \/>\n9&nbsp;\u0130lgili ayetin tefsirinde bu olaya yer veren el-Hanef\u00ee (\u00f6. 1195 H.\/1683) bu kuyunun \u201eCumeyre\u201c \u015feklinde de rivayet edildi\u011fini zikrederek, bu kuyunun Mekke kuyular\u0131ndan bir kuyu oldu\u011funu ifade etmektedir. el-Hanefi\u2019ye g\u00f6re bu hususta do\u011fru olan, Kamusta\u2019da zikredildi\u011fi gibi \u201eSumeyhe\u201c \u015feklinde oldu\u011fudur. Bu kuyu ise Medine kuyular\u0131ndan birisidir. Ayr\u0131ca Selman b. Farisi\u2019nin de Medine\u2019de m\u00fcsl\u00fcman oldu\u011fu d\u00fc\u015f\u00fcn\u00fcl\u00fcrse, bu kuyunun Medine kuyular\u0131ndan birisi olan Sumeyhe kuyusu oldu\u011fu anla\u015f\u0131l\u0131r. El-Hanef\u00ee, Ismail b. Muhammed: H\u00e2\u015fiyetu \u2019l-Konev\u00ee al\u00e2 Tefs\u00eeri \u2019l-\u0130m\u00e2mi \u2019l-Beyz\u00e2v\u00ee, 1. Bsk., Beyrut 2001, C. XVIII, S. 145.<br \/>\n10&nbsp;Ez-Zemah\u015fer\u00ee, \u00d6mer b. Muhammed: Tefs\u00eeru \u2019l-Ke\u015f\u015f\u00e2f an Hak\u00e2\u2019ik Gav\u00e2mizi \u2019t-Tenz\u00eel ve-Uy\u00fbni \u2019l-Eg\u00e2v\u00eel f\u00ee Vuc\u00fbhi \u2019t-Te\u2019v\u00eel, Beyrut 1995, 1. Bsk., C. IV, S. 363 vd. \u0130lgili ayettte bulunan \u201esizden baz\u0131n\u0131z baz\u0131n\u0131z\u0131 g\u0131ybet etmesin!\u201c ifadesini \u0130bn Abbas \u201ebu, iki adam\u0131n Selman\u2019\u0131 g\u0131ybet etmesidir\u201c \u015feklinde a\u00e7\u0131klam\u0131\u015ft\u0131r. \u0130bn Abbas: Tenv\u00eeru \u2019l-Miqb\u00e2s min Tefs\u00eeri \u0130bn Abb\u00e2s, 2. Bask., Beyrut 2004, S. 549. el-Al\u00fbs\u00ee (\u00f6. 1270 H.\/1853) ayetin sebebi nuzul\u00fc hakk\u0131nda Selman\u0131 Farisi ile iki sahabi aras\u0131nda ge\u00e7en olay\u0131 farkl\u0131 bir \u015fekilde anlatmakla beraber, ayetin sebebi nuzulu hakk\u0131nda Ziya el-Makdisin\u2019in Enes (r.a.)\u2019dan rivayet etti\u011fi farkl\u0131 bir rivayete de eserinde yer vermektedir. S\u00f6z konusu olan rivayete g\u00f6re bu ayet, Hz. Ebubekir ile Hz. \u00d6mer\u2019in kendilerine yemek haz\u0131rlamakla g\u00f6revlendirdikleri \u015fahs\u0131n, bu g\u00f6revi ifa edemeyi\u015fi sonras\u0131, o \u015fahsa kar\u015f\u0131 g\u00f6sterilen tav\u0131r \u00fczerine inmi\u015ftir. \u0130lgili rivayete g\u00f6re, uykuda kalmas\u0131 nedeniyle bu g\u00f6revi ifa edemiyen bu \u015fahs\u0131 Hz. Ebubeki ve \u00d6mer Hz. Peygamber\u2019e yemek getirmesi \u00fczere g\u00f6ndermi\u015fler, Hz. Peygamber\u2019de kendisinden Hz. Ebubekir ve \u00d6mer icin yemek isteyen bu hizmetliye onlar\u0131n yemeklerini yediklerini s\u00f6ylemi\u015ftir. Bunun \u00fczerine Hz. Peygamberin huzuruna gelen Hz. Ebubekir ve \u00d6mer bir \u015fey yemediklerini ifade sadedinde biz ne yedik ki diye sorunca, Hz. Peygamber: \u201eNefsim kudreti elinde bulunan Allah\u2019a yemin ederim ki, karde\u015finizin etini a\u011f\u0131zlar\u0131n\u0131z da g\u00f6r\u00fcyorum\u201c deyince, Hz. Ebubekir ve \u00d6mer: \u201ebizim i\u00e7in af dile ya Resulullah\u201c demi\u015fler, Hz. Peygamber de kendilerine: \u201eg\u0131ybeti yap\u0131lan o zata gidin, o sizin i\u00e7in af dilesin\u201c buyurmu\u015flard\u0131r. El-Al\u00fbs\u00ee, \u015eih\u00e2beddin es-Seyyid Mahmud: R\u00fbhu \u2019l-Me\u00e2n\u00ee f\u00ee Tefs\u00eeri \u2019l-Kur\u2019\u00e2ni \u2019l-Az\u00eem ve-Sebei \u2019l-Mes\u00e2n\u00ee, 2. Bask., Beyrut 2005, C. XIII, S. 310.<br \/>\n11&nbsp;Er-R\u00e2z\u00ee, Fahrettin Muhammed b. \u00d6mer: Et-Tefs\u00eeru \u2019l-Keb\u00eer, Beyrut 2004, 2. Bsk., C. XXVIII, S. 115 vd.<br \/>\n12&nbsp;El-Kurtub\u00ee, Ahmet el-Ens\u00e2r\u00ee: El-C\u00e2m\u00ee li-Ahk\u00e2mi \u2018l-Kur\u2019\u00e2n, Beyrut 2000, 1. Bsk., C. XVI, S. 219.<br \/>\n13&nbsp;El-Kurtub\u00ee: 2000, C. XVI, S. 220. El-Al\u00fbs\u00ee, g\u0131ybetin tarifinde zikredilen, \u201eki\u015finin kerih g\u00f6rd\u00fc\u011f\u00fc bir \u015fey hakk\u0131nda g\u0131yab\u0131nda konu\u015fma\u201c ifadesinde yer alan kerih kavram\u0131n\u0131 genel olarak de\u011ferlendirerek, bunun ki\u015finin din\u00ee, d\u00fcnyev\u00ee h\u00e2li, ahl\u00e2k ve karekteri, mal\u0131, \u00e7ocu\u011fu, han\u0131m\u0131, hizmetcisi, elbisesi ve di\u011fer kendisiyle bir \u015fekilde alakal\u0131 olan \u015feyler hakk\u0131nda olabilece\u011fini ifade etmektedir. El-Al\u00fbs\u00ee: 2005, C. XIII, S. 309.<br \/>\n14&nbsp;\u015e\u00fbr\u00e2, 42\/40.<br \/>\n15&nbsp;El-Kurtub\u00ee: 2000, C. XVI, S. 220 vd.<br \/>\n16&nbsp;El-Kurtub\u00ee: 2000, C. XVI, S. 221 vd.<br \/>\n17&nbsp;Et-T\u00fcster\u00ee, Abdullah: Tefs\u00eeru \u2019t-T\u00fcster\u00ee, Beyrut 2002, 1. Bsk., S. 150.<br \/>\n18&nbsp;Et-T\u00eeb\u00ee, Muhammed b. Abdullah: \u015earhu \u2019t-T\u00eeb\u00ee: el-K\u00e2\u015fif an Hak\u00e2iki \u2019s-S\u00fcnen, Beyrut 2001, 1. Bsk., C. IX, S. 148.<br \/>\n19&nbsp;M\u00fcslim, Birr 70 (2589).<br \/>\n20&nbsp;En-Nevev\u00ee, Muhyiddin: el-Minh\u00e2c: \u015earhu Sahihi M\u00fcslim, Beyrut 1981, C. XVI, S. 142. \u0130mam el-Askal\u00e2n\u00ee (\u00f6. 852 H.\/1448) yukarda en-Nevevi\u2019nin g\u0131ybetin caiz oldu\u011fu hususlara ili\u015fkin serdetmi\u015f oldu\u011fu g\u00f6r\u00fc\u015fleri \u00f6zetle eserinde i\u015flemi\u015ftir. El-As\u0137al\u00e2n\u00ee, Al\u00ee b. Hacer: Fethu \u2019l-B\u00e2r\u00ee \u015earhu Sah\u00eehi \u2019l-Buh\u00e2r\u00ee, Beyrut 2003, 4. Bsk., C. XIII, S. 578.<br \/>\n21&nbsp;Konu ile ilgili hadisler i\u00e7in bkz.: Wensinck, A. J. \u2013 Mensing, J. P. \u2013 Beugman, J.: Concordance et Indices de la Trad\u0131tion Musulmane, Londra 1965, C. V, S. 30.<br \/>\n22&nbsp;En-Nevev\u00ee: 1981, C. XVI, S. 142.<br \/>\n23&nbsp;El-M\u00fcb\u00e2rekf\u00fbr\u00ee, Abdurrahman b. Abdurrahim: Tuhfetu \u2019l-Ahvaz\u00ee bi-\u015earhi C\u00e2mi\u2018i \u2019t-Tirmiz\u00ee, Beyrut 2001, 1. Bsk., C. VI, S. 54.<br \/>\n24&nbsp;Buh\u00e2r\u00ee: Cihad 72 (2891), Edeb 34 (6033).<br \/>\n25&nbsp;Tirmiz\u00ee: Birr 36 (1963).<br \/>\n26&nbsp;Buh\u00e2r\u00ee: Mez\u00e2lim 24 (2466), Cihad 128 (2988). Eb\u00fb D\u00e2vud: Tatavvu 12. Tirmiz\u00ee: Birr 36 (1963).<br \/>\n27&nbsp;Buh\u00e2r\u00ee: Cihad 72 (2891).<br \/>\n28&nbsp;Buh\u00e2r\u00ee: Edeb 22 (6021). Tirmiz\u00ee: Birr 45 (1977).<br \/>\n29&nbsp;El-M\u00fcb\u00e2rekf\u00fbr\u00ee: 2001, C. VII, S. 177.<br \/>\n30&nbsp;El-As\u0137al\u00e2n\u00ee: 2003, C. XIII, S. 580. \u0130mam el-Kastal\u00e2n\u00ee (\u00f6. 963 H.\/1555) kattat ile nemmam\u2019\u0131n ayn\u0131 \u015fey oldu\u011funu ifade etmekle beraber, bu iki kavram aras\u0131nda fark g\u00f6renlerin varl\u0131\u011f\u0131na i\u015faret etmektedir. B\u00fct\u00fcn bunlar\u0131n yan\u0131 s\u0131ra Kastal\u00e2n\u00ee, g\u0131ybet ile nemime aras\u0131ndaki ili\u015fki hususunda el-Askal\u00e2n\u00ee\u2019nin yukarda zikretti\u011fimiz g\u00f6r\u00fc\u015flerine eserinde aynen yer vermektedir. El-Kastal\u00e2n\u00ee, Muhammet e\u015f-\u015e\u00e2fi\u2019\u00ee: Ir\u015f\u00e2du \u2019s-S\u00e2r\u00ee li-\u015earhi Sah\u00eehi \u2019l-Buh\u00e2r\u00ee, Beyrut 1996, 1. Bsk., C. XIII, S. 76 vd.<br \/>\n31&nbsp;El-Ayn\u00ee, Mahm\u00fbd b. Ahmet: Umdetu\u2019l-K\u00e2r\u00ee \u015earhu Sah\u00eehi \u2019l-Buh\u00e2r\u00ee, Beyrut 2001, 1. Bsk., C. XXII, S. 203 vd.<br \/>\n32&nbsp;En-Nevev\u00ee: 1981, C. II, S. 112 vd.<br \/>\n33&nbsp;El-M\u00fcb\u00e2rekf\u00fbr\u00ee: 2001, C. X, S. 270.<br \/>\n34&nbsp;Eb\u00fb D\u00e2vud, Edeb 40 (4876).<br \/>\n35&nbsp;Eb\u00fb D\u00e2vud, Edeb 40 (4878-9).<br \/>\n36&nbsp;Eb\u00fb D\u00e2vud, 41 (4883).<br \/>\n37&nbsp;Ku\u015feyri, Abdulkerim: Tasavvuf \u0130lmine Dair, 3. Bsk. (terc.: S. Uluda\u011f), \u0130stanbul 1991, S. 298.<br \/>\n38&nbsp;\u015e\u00fbr\u00e2, 42\/40.<br \/>\n39&nbsp;\u015euar\u00e2 26\/89.<br \/>\n40&nbsp;F\u00e2tiha 1\/5.<\/div>\n<div align=\"justify\"><\/div>\n<div align=\"justify\"><\/div>\n<div align=\"justify\">\n<div align=\"justify\">Kaynak\u00e7a<\/div>\n<div align=\"justify\">El-Askal\u00e2n\u00ee, Ali b. Hacer: Fethu \u2019l-B\u00e2r\u00ee \u015eerhu Sah\u00eehi \u2019l-Buh\u00e2r\u00ee, I-XVIII, 4. Bsk., Beyrut 2003.<br \/>\nEl-Ayn\u00ee, Mahmud b. Ahmed: Umdetu \u2019l-K\u00e2r\u00ee \u015eerhu Sah\u00eehi \u2019l-Buh\u00e2r\u00ee, I-XXV, 1. Bsk., Beyrut 2001.<br \/>\nel-Beyz\u00e2v\u00ee, \u00d6mer b. Muhammed a\u015f-\u015e\u00eer\u00e2z\u00ee: Tefs\u00eeru \u2019l-Beyz\u00e2v\u00ee, Env\u00e2ru t-Tenz\u00eel ve Esr\u00e2ru t-Te\u2019v\u00eel, I-II, 1. Bask., Beyrut 2003.<br \/>\nEl-Buh\u00e2r\u00ee, Eb\u00fb Abdullah Muhammed b. \u0130smail: El-C\u00e2mi\u2018u \u2019s-Sah\u00eeh, I-IV, 2. Bsk., Beyrut 2002.<br \/>\nEb\u00fb D\u00e2vud, S\u00fcleyman b. Esas: Es-S\u00fcnen, I-IV, Beyrut 1994.<br \/>\nEl-Hanef\u00ee, Ismail b. Muhammed: H\u00e2\u015fiyetu l-Konev\u00ee al\u00e2 Tefs\u00eeri \u2019l-\u0130m\u00e2mi l-Beyz\u00e2v\u00ee, I-XX, 1. Bask., Beyrut 2001.<br \/>\n\u0130bn Abbas: Tenv\u00eeru \u2019l-Miqb\u00e2s min Tefs\u00eeri Ibn Abb\u00e2s, 2. Bask., Beyrut 2004.<br \/>\nEl-Kastal\u00e2n\u00ee, Muhammed e\u015f-\u015eafi\u2019\u00ee: \u0130r\u015f\u00e2du \u2019s-S\u00e2r\u00ee li-\u015eerhi Sah\u00eehi \u2019l-Buh\u00e2r\u00ee, I-XV, 1. Bsk., Beyrut 1996.<br \/>\nEl-Kurtub\u00ee, Ahmet el-Ens\u00e2r\u00ee: El-C\u00e2m\u00ee li-Ahk\u00e2mi \u2019l-Kur\u2019\u00e2n, I-XXI, 1. Bsk., Beyrut 2000.<br \/>\nKu\u015feyri, Abdulkerim: Tasavvuf \u0130lmine Dair, 3. Bsk., (trc.: S. Uluda\u011f), \u0130stanbul 1991.<br \/>\nM\u00e2lik b. Enes: Muvatt\u00e2\u2019, 1. Bsk., Beyrut 2003.<br \/>\nEl-M\u00e2turid\u00ee, Muhammed b. Mahm\u00fbd: Te\u2019v\u00eel\u00e2tu Ehli \u2019s-S\u00fcnne: Tefs\u00eeru `l-M\u00e2tur\u00eed\u00ee, (tahk\u00eek: Macd\u00ee, Basall\u00fbm), I-X, 1. Bsk., Beyrut 2005.<br \/>\nEl-M\u00fcb\u00e2rekf\u00fbr\u00ee, Abdurrahim: Tuhfetu l-Ahvaz\u00ee bi-\u015eerhi C\u00e2mi\u2018i \u2019t-Tirmiz\u00ee, I-XI, 1. Bsk., Beyrut 2001.<br \/>\nM\u00fcslim, Eb\u00fb \u2019l-H\u00fcseyin M\u00fcslim b. el-Hacc\u00e2c el-Ku\u015feyr\u00ee: es-Sah\u00eeh, I-VIII, Beyrut tsz.<br \/>\nEn-Nesef\u00ee, Ahmed b. Mahmud: Tefs\u00eeru \u2019n-Nesef\u00ee, Med\u00e2riku \u2019t-Tenz\u00eel ve Hak\u00e2iki \u2019t-Tenz\u00eel, I-II, 1. Bsk.,Beyrut 1995.<br \/>\nEn-Nevev\u00ee, Muhyiddin: el-Minh\u00e2c: \u015earhu Sahihi M\u00fcslim, I-XVIII, Beyrut 1981.<br \/>\nEr-R\u00e2z\u00ee, Fahrettin Muhammed b. \u00d6mer: Et-Tefs\u00eeru \u2019l-Keb\u00eer, I-XXXIII, 2. Bsk., Beyrut 2004.<br \/>\nEt-Taber\u00ee, Muhammed b. Cerir: Tefs\u00eeru \u2019t-Taber\u00ee, I-XIII, 4. Bask., Beyrut 2005.<br \/>\nEt-T\u00eeb\u00ee, Muhammed b. Abdullah: \u015earhu \u2019t-T\u00eeb\u00ee: el-K\u00e2\u015fif an Hak\u00e2iki \u2019s-S\u00fcnen, I-XII, Beyrut 2001.<br \/>\nEt-Tirmiz\u00ee, Eb\u00fb \u0130sa b. Muhammed b. \u0130sa: Sunan at-Tirmiz\u00ee, I-V, Beyrut 1994.<br \/>\nEt-T\u00fcster\u00ee, Abdullah: Tefs\u00eeru \u2019t-T\u00fcster\u00ee, 1. Bsk., Beyrut 2002.<br \/>\nWensinck, A. J. \u2013 Mensing J. P. \u2013 Beugman, J.: Concordance et Indices de la Tradition Musulmane, I-VIII, Londra 1936\u20131969.<br \/>\nEz-Zemah\u015fer\u00ee, \u00d6mer b. Muhammed: Tefs\u00eeru \u2019l-Ke\u015f\u015f\u00e2f an Hak\u00e2\u2019ik Gav\u00e2mizi \u2019t-Tenz\u00eel ve-Uy\u00fbni \u2019l-Eg\u00e2v\u00eel f\u00ee Vuc\u00fbhi \u2019t-Te\u2019v\u00eel, I-IV, 1. Bsk., Beyrut 1995.<\/div>\n<\/div>\n","protected":false},"excerpt":{"rendered":"<p>Herhangi bir kimse hakk\u0131nda huzurunda s\u00f6ylendi\u011finde ki\u015finin ho\u015f g\u00f6rmeyece\u011fi veya rahats\u0131z olaca\u011f\u0131 \u015feyi onun g\u0131yab\u0131nda zikretmek olarak tarif edilen g\u0131ybet, ahsen-i takvim \u00fczere yarat\u0131lan insan\u0131n&nbsp;1&nbsp;, \u00f6z\u00fcn\u00fc zedeleyen mezmum h\u00e2llerden birisidir. Kendisini savunmas\u0131 m\u00fcmk\u00fcn olmayan bir kimsenin g\u0131yab\u0131nda, \u015feri bir maksada veya kamu menfatine uygun olmaks\u0131z\u0131n \u00e7e\u015fitli nedenlerle yap\u0131lan tenkit edici, a\u015fa\u011f\u0131lay\u0131c\u0131 ve k\u00fc\u00e7\u00fck d\u00fc\u015f\u00fcr\u00fcc\u00fc a\u00e7\u0131klamalar, [&hellip;]<\/p>\n","protected":false},"author":1,"featured_media":0,"comment_status":"open","ping_status":"open","sticky":false,"template":"","format":"standard","meta":{"footnotes":""},"categories":[39],"tags":[],"class_list":["post-1053","post","type-post","status-publish","format-standard","hentry","category-tuerkce-makaleler"],"_links":{"self":[{"href":"https:\/\/www.dr-cinar.com\/tr\/wp-json\/wp\/v2\/posts\/1053","targetHints":{"allow":["GET"]}}],"collection":[{"href":"https:\/\/www.dr-cinar.com\/tr\/wp-json\/wp\/v2\/posts"}],"about":[{"href":"https:\/\/www.dr-cinar.com\/tr\/wp-json\/wp\/v2\/types\/post"}],"author":[{"embeddable":true,"href":"https:\/\/www.dr-cinar.com\/tr\/wp-json\/wp\/v2\/users\/1"}],"replies":[{"embeddable":true,"href":"https:\/\/www.dr-cinar.com\/tr\/wp-json\/wp\/v2\/comments?post=1053"}],"version-history":[{"count":0,"href":"https:\/\/www.dr-cinar.com\/tr\/wp-json\/wp\/v2\/posts\/1053\/revisions"}],"wp:attachment":[{"href":"https:\/\/www.dr-cinar.com\/tr\/wp-json\/wp\/v2\/media?parent=1053"}],"wp:term":[{"taxonomy":"category","embeddable":true,"href":"https:\/\/www.dr-cinar.com\/tr\/wp-json\/wp\/v2\/categories?post=1053"},{"taxonomy":"post_tag","embeddable":true,"href":"https:\/\/www.dr-cinar.com\/tr\/wp-json\/wp\/v2\/tags?post=1053"}],"curies":[{"name":"wp","href":"https:\/\/api.w.org\/{rel}","templated":true}]}}