Ârif-i Nefs’ten Ârif-i Hakk’a
Mutlak hakikati tanımanın, onu hücrelere değin hissetmenin yolu üzerindeki en önemli ve belirgin durak; kişinin kendisini tanımasıdır. İstikametleri seyr-i ilallah olup, yolları üzerinde bulunan masivanın
Mutlak hakikati tanımanın, onu hücrelere değin hissetmenin yolu üzerindeki en önemli ve belirgin durak; kişinin kendisini tanımasıdır. İstikametleri seyr-i ilallah olup, yolları üzerinde bulunan masivanın
Kıskançlık ve çekememek kelimeleri ile izah edilen haset,1 başta içerisinde bulunduğu ferd olmak üzere, o ferdin temas halinde bulunduğu çevreyi o temasın ölçüsü içerisinde tahrib eden
İbn (oğul), ve vakt (vakit) kelimelerinden oluşup, „vaktin oğlu (evladı) “ manasını içeren ibnu’l – vakt kavramı; özlerine üflenen ilahi nefhayı bizatihi hisseden büyük ruhlu
İfrat ve tefrit noktalarından uzak, sınırları ilahi mesajın kalemiyle çizilmiş bir eğlence ve dinlenme anlayışının fıtrî bir ihtiyaç ve olgu olduğu aşikardır. Bu olguyu din
Kan dolaşımını, sağlamak gibi vücut için vazgeçilmez bir görevi ifade eden organa isim olan kalp, kelime itibariyle Türkçemizde bir yönüyle; gönül, iç, ruh, sevgi, muhabbet,
Ahsen-i takvim üzere yaratılan insanoğlunun(1) başı boşluğa terk edilmedigi(2), kendisine ruhundan üfleyen(3), yerin ve göğün sahibi mutlak kudrete, can emaneti alınıncaya değin ibadet etmesi gerektigi(4)